1 Aralık 2016 Perşembe

Filler ve çimenler

Bazen hayatın sizi nereye sürükleyeceğini bilemezsiniz. Hiç beklemediğiniz anda hiç olamayacağınız bir hayatta yer alabilir çok istediğiniz bir şeyin asla olamayacak oluşunu kabullenebilirsiniz. Bir bakmışsınız bir türküye yüklediğiniz anılarınız başka biriyle silinmiş bir bakmışsınız başka biri olmuşsunuz. Bunları oturup düşününce de "ben bu hale nasıl geldim?" sorusuna cevap aramaya başlarsınız. Sahi nasıl geldik biz bu hale? Kim geldi büyüttü bizi böyle? Aslında oyunun kuralı çok basit. Ya çimensiniz ya fil. Ya ezilirsiniz ya da ezersiniz. Bu kural her alanda geçerlidir. Derseniz ki hangisi olalım? Ben her zaman çimen olma taraftarıyım. Bırakın ezsinler,kırsınlar,döksünler, Çimen olmak toprağa her cemre düştüğünde doğmak demektir. Çimen olmak her kışın sonunda tekrar tekrar ve tekrar büyümek demektir. İşin güzel yanı da sizde çiçekler açıyor olmasıdır. Ama filler çamur banyolarında birbirlerini vahşice öldürebilen varlıklardır. Filler çimenlerin üstünde yuvarlanırken çimenleri düşünmeyen onları eze eze yaşayan varlıklardır. Bırakın ezsinler.Biz çiçek açmaya tüm toprağı kaplamaya devam edelim.
sevgiler

Dönme artık dünya

halimiz duman aman!
"Nereye gidiyor bu dünya!" sözünü defalarca duydum. Aslında dünya hiçbir yere gitmiyor. Gidemiyor. Zavallı insanoğlu kibriyle boğulurken zavallı dünya kendi etrafında dönüp duruyor. Dünyaya verebileceğimiz tüm zararı vermiş durumdayız. Bitkiler artık yaşam alanı bulamıyor. Hayvanlar tecavüze uğramamak ya da işkence çekmemek için sığınacak delik arıyor. Fazla geliyoruz artık bu gezegene. Oysa  bunun için yaratılmadık. Sevgi,merhamet,yardımlaşma duyguları adapte edilerek yaratılan insanlık nasıl olur da bu kadar kibir,ego,bencillik ve dehşet dolu olabiliyor. Çoğu psikolog da bu iğrenç insanların yaptıklarına isim bularak bu dehşeti ruhani hastalıklar başlığı altında topluyor. Peki gerçekten nereye gidiyor bu dünya?  Sonumuz ne olur bilmiyorum ama bu gezegenin insanoğlunu daha fazla kaldırabileceğini düşünmüyorum. Aynı şekilde  insanlarında bu dünyaya daha fazla dayanabileceğini düşünmüyorum. Yani anlayacağınız Halimiz duman aman.

6 Eylül 2016 Salı

ay kuşağı

AY KUŞAĞI

 Ay kuşağı akşam üzeri çiseleyen yağmurdan sonra oluşan karanlık gök kuşağıdır.
Aslında herkesin hayatından bir ay kuşağı geçmiş ya da hala açmış durumdadır. Çok nadir görülen bu ay kuşakları büyük sağanak yağmurlardan sonra bastıran akşam üzerilerinde akan o küçük gözyaşlarımız sonucunda oluşturduğumuz yani çağırdığımız insanlardır.
 Hayatımdan çok kısa zaman önce bir ay kuşağı geçti. Günlerce hayatıma yağdırdığım gözyaşlarımın sonucunda geldi o bana. Gideceğini bildiğim halde çağırdım onu. Öyle bir açtı ki hayatımda bir akşamüstüydü gece yine üzerime çökecekti sonra sildim gözyaşlarımı güneş daha batmamıştı hafif çiseledi gözyaşlarım yanaklarıma o geldi. Çiselenmiş damlaları kuruladı karanlıkta rengarenk gülümseyerek oturdu yanıma. Diktim gözlerimi tüm acılarımı silercesine izledim onu. Rengarenk yaptı bütün izlerimi ve sonra gitti. Yerine ay geldi aydınlandı hayatım. Umarım sizin de hayatlarınızda gelip geçmiş hatta hiç geçmemiş bir ay kuşağınız olur.


3 Ağustos 2016 Çarşamba

mucize

üzerine yıldızlar yağan adam...
6 günde tüm geçmişimi temizleyen adam
HOŞ geldin ve Hoş gittin. Ne güzeldi seni sevmek. kısacık ve sıcacık iki yaz ayını birbirine bağlayan gecelerde ne güzeldi sana sarılmak. Nefesin kokun sesin tenin ne güzel ne büyüleyici. İyi ki geldin be yıldız adam iyi ki geldin mucize adam. Gitmen kimsenin suçu değildi ben kovdum seni. Yasak elmadan aldım ben ve seni kendi cennetinden kovdum. belki yasak cennette elmalar yeriz diye kovdum. Korktum korkuttum biliyorum. ama biliyorum doğru adamsın biliyorum sonu olmayan adamsın dostumsun arkadaşımsın ailemsin. olucaksın...
Biliyorum umudum sonsuz yağmurlar yağıcak daha üstümüze güneşler açıcak yıldızlar kayıcak denizler konuşucak bizimle. biliyorum. Doğru zaman doğru mekan bekleniyor. Biliyorum inadına bekleyeceğim doğru adamı buldum geriye yer ve zaman kaldı. bekliyorum işte. düşüceğim yanacağım göreceğim ama bekleyeceğim seni yıldızlardan gelen adam. çok özleyeceğim çok bekleyeceğim bekledikce özleyeceğim belki de ama doğru adam sen her şey için değersin sen.

17 Temmuz 2016 Pazar

nefret

hayatınız boyunca nefret edeceğiniz anılar biriktirmeyin. Gecenin bir yarısı hıçkırıklara boğularak sizi uyandıran anılardan uzak durun. Nefret edeceğiniz adamlara karşı Koruyun kendinizi. En kötüsü de  nefret edip aşık olmak. Nefretle aşk nasıl olur da birbirine bu kadar yakın olabilir. Sırf bu yüzden kendinizden de tiksinirsiniz. Hatta arayıp binbir türlü hakaret etmek için  görüşmek ister de görünce  aglayarak sarılırsanız. Bu sefer kendinizden bırakın nefret etmeyi bu aptal ruhu taşıyamaz intihar etmek istersiniz. Kimse bilmez ama her gece intihar edersiniz.


24 Haziran 2016 Cuma

Özlem

Özlem.  Ne derin kelimedir. Hissedersin, söze dökersin,yazıya dökersin ama geçmez. Daha fazla derinlemesine hissedersin yine geçmez. Geçmez işte. En sonunda özlem kelimesini tüm duyu organlarınla benimlersin. Beynin de kalbin de benimser. Hayatının kendisi olur özlem.  Özlem güzel şey. Yüzü sesi unutulur da insanın özlemi unutlmaz.


15 Haziran 2016 Çarşamba

Sevgiliye mektup

yanımdasın.
yüzün yüzüme yakın. nefesin boynumda...
Merhaba şizofrenler. Merhaba bize.
kokun burnumda hala. biliyorum yanımdasın. dizimde uyuyorsun işte. Hem dizde uyumanın ayrılığı mı olurmuş hiç. Biliyorum biliyorum. Sen de özledin. Korkma ben de özlüyorum. ama gelme biliyor musun? Bak gelmeyince ne güzel dizimde uyuyabiliyorsun omzuma kafanı koyup etrafa bakabiliyorsun. Gelme sen hiç gelme. hani derler ya hiç gitme hep benimle kal. Ben istemiyorum. sen hiç gelme. Gittiğinden beri hiç ağlamıyorum biliyor musun? canım yanmıyor, kalbim kırılmıyor mesela.  Hep yanımdasın ki zaten. Hem biliyor musun artık konuşamıyorum. Kimseyle. Zaten konuşsam da anlamazlar beni. Biliyorsun bir sen anlardın beni. Gittiğinden beri hiç konuşamıyorum. Olsun sen hiç gelme. Nasılsa hep yanımdasın. Mesela şu an uyuyorsun dizlerimde. Gelsen uyuyamazdın. Gelsen sarılamaz öpemez koklayamazdım. bak ne güzeliz artık. Her gün intihar eden ben seninle ölüyorum.Gittiğinden beri rakıya da küstüm. kızıyor artık bana unuttun beni diyor. Unutmadım ki. Sadece yanına sevda koymuyorsun artık. Rakıya sevda yakışır ben sevdasız rakı içemem biliyorsun. Avuçlarım üşüyor artık biliyor musun. Öpmüyorsun da artık. Sen de haklısın. Dizlerimde uyumak varken. Boş ver hem sen hep yat dizlerimde üşüsün avuçlarım.
Sakalların çocuk, sakalların ne özlemiş avuçlarımı. Hücrelerim ne özlemiş seni. Başkası okşadı mı acaba hiç onları. Onlar üşümesin. okşasınlar sakallarını. Kime sarılıyorsun acaba artık. Bana çok sarılmazdın zaten. Umarım başkasını mutlu ediyorsundur artık. Umarım başkasını düşünüyorsundur artık. Düşün de zaten. düşünmemek çok kötü. Ben düşünemiyorum artık. Seni bile düşünemiyorum artık. Neyse sevgilim kaçıcı sigaram saymadım. Bu paket de bitti.
mutlu kal.

🌵

Sabah ezanı...
içtiğim kaçıncı sigara. bitirdiğim kaçıncı paket. bozduğum kaçıncı çakmak. gidişinin kaçıncı günü. Hatırlayamaz durumdayım. ben her gün yanarken mutluluğu yaşayabilmenin acıtasyonu kimde var? seviyorum deyip aslında hiç sevmemiş olmak?
herkesin bir derdi var durur içerisinde tabi.

şizofrenlere

merhaba şizofrenizm.
kendi kendime konuştuğum gecelerden birindeyim. ruhum okyanus kenarı,bedenim balkon parmaklıkları. özgürlüğe bırakıldığım bir gecedeyim. saat: 03.41
beklediğim ama gelmesini istemediğim biri var içimde. kulağımda bir şarkı. 
kitlenmiş bir ruhun açılan kapılar arkasına gizlenişidir bu şarkı. 
Merhaba şizofrenler. hepimize MERHABA!
okur musunuz bilmem. 
Ama belki bir gün okursunuz. 
Acı çekiyorum.
Seni beklemek her gün ölmek demek.
 Seni beklemek hayata küsmek demek.