LEBLEBİLİ TREN YOLCUĞU
Bir tren yolculuğunda hayatınızı sorgulayabiliyorsunuz. Mesela nerede hata yaptığınızı kime neden öyle davrandığınızı ve davranamadığınızı... Birine bağlanmanın ağır geldiği zamanlarda hayatınıza girmek için didinen birinin tüm duvarlarınızı darmadağın edip bir anda hayatınızdan çıkabileceğini ve bunun karşısında kaldırdığınız tüm duvarları kalan azıcık gücünüzle en baştan ellerinizle tekrar öreceğenizi biliyorsunuz. Bazı insanlar çok fazla güven veriyorlar aslında nedendir ki hiçbir şekilde bu güveni kırmadan bırakmıyorlar sizi. Ama içeride bir yerlerde uğurlayamadığınız biri oldu mu,ruhunuzda yani aşık olduğunuz ve aşık kaldığınız biri oldu mu birinin acıtması çok uzun sürmüyor. Zaten aşkı yaşamış biri yeterince yanmıştır ve külleri hala alev almaya hazırdır bundandır aslında hissizliğimiz. Bir bilge der ki:"yeterince yanmış bir cesedin küllerini suya bırakmazsanız ruhu sonsuza dek alevler içinde yanar." Biz dökülemedik denize. Küllerimiz hala ateş içinde.Sanırım bundandır ruhumuzun bu acısı. Bunlar hakkında binlerce düşünce ve bu düşünceleri anlatabileceğimiz bir çok cümle oluşabiliyor ama nafile. Bir tren yolculuğunda leblebi yerken ve camınıza yağmur damlaları serpiştirirken tüm bunları düşünebiliyorsunuz işte. Ve işin garibi şudur ki hiçbirinin de cevabını bulamıyorsunuz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder